Bakalım Ne Olacak?

24 yılımı geride bıraktığım bu hayatta daha önce hiç ayak basmadığım bir semtin kahvesinde oturup, evden çıkarken yanıma almış olduğum bir defter sayfası üzerinde geride bıraktığım yılları değerlendirmeye başlıyorum. Önümdeki bardakta bulunan acı çaydan son bir yudum alıp yenisini söylediğimde büyüdüğümü anlıyorum. Evet söylediğim bir bardak çay anlattı bunu bana, bir de önüme gelen bardakta duran iki küp şeker. Çünkü bu kadar çok çay içmezdim küçükken ya da şekere boğardım, tatlı bir şeyler alsın ağzımın tadı diye. Sanırım bunun altındaki neden o zamanlar her şeyi böyle tatlı bir kıvamda yaşamak istemem. Büyüdükçe içinde acı olana alışmak var bir de…

Durdum, önümde duran bardaktan bir yudum daha aldım ve düşündüm… Acaba ne gelecek aklıma diye merak ettim önceki yaşanmışlıklarımdan. Bir şeyler, bir anı arar gibiydim sanki. Çevremdeki insanlara anlattıklarımı geçirdim aklımdan, ilginç diye hatırladıklarımı. Hasta olduğum zamanlar ve söyleyemediklerim… İlk pişmanlıklarım… Ama bir sürü şey var daha, küçüklüğümden bana hatıra kalan. Kurbağa yavrularıyla oynadığım, karıncalar için yuva yapıp mutlu olduğum, sapanla kuş avlayacağım diye kendi kanımın akışını ilk gördüğüm zamanlar… Zaman geçtikçe, büyüdükçe insan hepsinin içine bir takım manalar yüklüyormuş bir de bunu anladım. Bu yüzden saf olan, çocukluğumuz hep güzel geliyor. Anlamsız çocukluğumuz…

Sırasıyla hayat açık mavi, koyu mavi, siyah ve gri diye geldi bugünüme kadar… Kimi aşık olduğum zamanlarda ise  toz pembe birde.

Etrafımda, içimde onlarca hikâyesi olan bir düzine insan var. Birkaçı beklediğini alabilmiş hayattan… Birçoğu şükrediyordur muhtemelen… Bende böyle mi olacağım acaba diye sıradan bir kaygılanıştan sonra, bildiklerim, istediklerim, içime dolmuş hırsım ve sorumluluklarımla beraber en sevdiğim sabrım korkmam gerektiğinin kanısına vardırdı beni. Azim kelimesini sıkıştıramadım burada bir yere.

Her yıl, her gün diğerlerinden 2 kat fazla olarak umuda yolculuk yapıyoruz. 10’dan geriye doğru sayıyoruz en iyi dileklerimizi gerçekleşsin diye. O vakit bir şeyler yapıyoruz, bütün sene aynısı olsun diye. Zaman geçiyor diye seviniyoruz manasız… Karamsarlıklarımızı bir günlüğüne kenara koyuyoruz. Ben isterim ki şöyle yapalım; birilerinin bize dediği o önyargılarımızı da karamsarlıklarımızın yanına koyup unutalım yeni yıla girerken yanımıza almayı… Ve bütün bir yıl böyle yaşayalım.

Bakalım ne olacak.

Yayım tarihi
Kişisel olarak sınıflandırılmış

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir